söyleyeceksen şarkını sesli söyle
söyleyeceksen şarkını sesli söyle
eşlik eden biri bulunur elbet
dünyanın bir yerinde...
mevlana idris
söyleyeceksen şarkını sesli söyle
eşlik eden biri bulunur elbet
dünyanın bir yerinde...
mevlana idris
deli olmak, düşüncelerini iletmekten aciz olmak demek.sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun, ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun, çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun.
veronika ölmek istiyor'dan-paulo coelho
ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış(furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar.Allah büyük fazl sahibidir.(enfal suresi,29-KUR'AN-I KERİM)
kuşkusuz fikirler, tasarlanışlarındaki güce oranlı olarak yansır.toptan çıkışlarında bombalara yön veren yasaya benzer bir matematik yasayla fırlar, beynin gönderdiği yere çarparlar.etkileri değişiktir.kimi yaratılışlar yumuşaktır, fikirler içlerine saplanarak yerle bir eder onları, kimi yaratılışlar da olağanüstü sağlamdır, tunç duvarlı bir kafatasları vardır, başkalarının buyrultuları duvara çarpan mermiler gibi yassılıp düşer yüzeylerinden.bir de gevşek ve pamuksu yaratılışlar vardır ki onlarda başkalarının fikirleri tabyaların yumuşak topraklarında hızını yitiren top gülleleri gibi ölüp gider.BALZAC(goriot baba'dan)
duygularımızın madde dünyasındaki etkilerini incelemek isteyen atak filozof, bu duyguların gerçek maddeselliklerinin birçok kanıtını bizimle hayvanlar arasında yarattıkları ilişkilerde bulacaktır.hangi fizyognomonist bir kişinin huyunu bir köpeğin bir insanın kendisini sevip sevmediğini sezdiğinden daha çabuk sezer?herkesin kullandığı şu sevgi sözcüğü, ilkel sözlerin kabuklarını elemekten hoşlanan kişilerin uğraştığı felsefe bönlüklerini yalanlamak için dilde kalmış olgunluklardan biridir.insan sevildiğini hisseder.duygu her şeyi etkiler, uzaklıkları aşar.mektup bir ruhtur, konuşan sesin çok sadık bir yankısıdır.bu nedenle ince düşünceli kişiler onu aşkın en zengin hazineleri arasında sayarlar.BALZAC(goriot baba'dan)
YA ÜMİTSİZSİNİZ
YA DA ÜMİT SİZSİNİZ.
YA ÇARESİZSİNİZ
YA DA ÇARE SİZSİNİZ.
behçet nacatigil(yaşıyor hala.-yok canım.'hala'sı, yaşamasına kastım falan yok tabi ki :))-)
bunu da pek sevmişimdir.
balkondan aşağı kahvaltı masasından düşürülen ekmek...çok komik gelmişti bana :)
mutfak dolabından hoşuma gittiği için özellikle aldığım fıstık yeşili renginde çay tabağının ağırladığı, gözüme şimdi zavallı görünen düz camdan çay bardağının mideme boşalttığı miktarını ayarlayamadığım çayın ağrısını çekiyorum.bu konuda, hep söylüyorum kendime, daha dikkatli olmalı.
etrafımdaki eşyalara kimlik yüklemek bazen çılgınca bi boyuta erdiği zaman başım ağrır.en basiti kaşık kadın, çatal erkektirdir mesela.canlı olanlarla uğraşmaksa daha da ağrıtır.hele kendimle...evlerse, restore edilir gibi görünmedikçe soyut bir anlam kazanmazlar bende.ruhsuzdurlar.ama burda çok içli ev var.çok güzeller.yurdun karşısındaki bir tanesi benim perili köşkümdü.gece aydınlanan pencerelerinden içeride hala yaşayanlar olduğunu farkettiğimde şaşırmıştım, çünkü daha çok terkedilmişe benziyordu.bir uğrasam mı bi gün diye düşünüyodum; içeriyi çok merak ediyordum.en üst katın ışığını bir kez görmüştüm yanarken.sanırım oraları(2. ve 3. katlar) eski eşya, ıvır zıvır deposu olarak kullanıyorlar.fazla büyük bir depo olsa da.o evi bana ne kadara satarlar? :)
soğumuş gitmiş çayım.zaten içmeye niyetim yoktu.
geceleri kaynak yapılan başka bir ev.eski evi bir nevi imalathaneye dönüştürmüş olabilirler.onun yanındakininse üst katının ışıklarını yanarken görmüştüm.tepede dolunay varken.(hatta fotoğraflarını çektim o an ama buraya aktarma işinde başarılı olamadııım ;))
notum:23 ağustos 2005-öğleden sonra üç gibi.
kadını çıplak olduğu zaman ön plana çıkaran 'türkiye'nin en çok satan gazeteleri'nden fenalık geliyo.insan üzülüyo satış rakamlarındaki artışa olan etkisini görünce bu stratejinin.'bas karıyı, al parayı':iğrenç!bu gazetelerin verdiği eklerin kapak ve orta sayfa güzelleri şahsiyetler ekmek kapıları olan medyanın bu yıkıcılığı olmasa aç kalacaklar demek ki.'ne kadar soyunursam, o kadar değerlenirim'le değersizliğini anlatan bu kısım, 'sanat için yapıyorum' bayat yalanını yuvarlayarak kapitalizmin tatlı lokmaları oluyorlar.
insanımızın işsiz vaktini çalan, daha da düşünmeden tükettiren bu yazılı basına mensup olup, yazıdan çok 'resim' içeren magazin dergileri belli bir yaşam tarzına özendiriyor akılları da çalarak.
kadının metalaştırılması ve teşhiri söz konusu et pazarı dergilerde, gazetelerde ya da benzerlerinde devam ettikçe sonumuz ne olur bilmem.tabi sadece kadın bedeni değil sunulan.bunun erkeği ve daha da acı olan çocuğu da var maalesef.
dünkü paris hilton'lu SOUTH PARK çok komikti :))))
o sondaki yarışma..aman yareppim..